Kısaca Teknoloji
17 Eki
Aylardır herkesin dilinden düşüremediği, Google’ın bile anlatmak için bir saatlik videoya ihtiyaç duyduğu, anlayamayanların” hangisi daha anlaşılır” adında bir site kurduğu, hatta üzerinde komplo teorileri üretilen yeni Google projesi. İddialara göre Wave, online iletişim ve etkileşimimizi başka bir boyuta taşıyacak. Aslında Google Wave, tek bir kelime ile anlatması da oldukça güç bir konsept. “Peki nedir bu Google Wave?” diye baktığınızda karşınıza birden çok cevap çıkıyor.
Netmeeting , msn messenger,icq, gmail, wiki, googlemaps, picasa, twitter, youtube gibi uygulamaları bir blender’a koyun hafifçe karıştırın. Buzla servis edin. Evet tadı biraz değişik. İlk bakışta çoğu kullanıcı “bu ne yaa!!” diyerek karşılıyor Wave’i. Kafası karışıyor. Ancak alıştıkça hoşlanmaya, sevmeye başlıyorsunuz. Yine de herkesin sevip hoşlanacağı bir yapı değil. Bu sistemi Google değil de başka birisi yapıyor olsaydı. Çoğu kişi dönüpte yüzüne bile bakmazdı. Üretici Google olunca neredeyse tüm internet Google Wave ile çalkalanıp duruyor. İncelemeler, yorumlar, davetiye istekleri, sevenler, sevmeyenler, isteyenler, istemeyenler … “Google wave davetiyesi bulana veya getirene 100 bin lira veriyorum. (Eski lira) Vahit.” diyenler bile var
(RT Hakkikotek) Peki Google wave herkese göre bir servis mi?
Bir kere zaten her elini kolunu sallayan Wave camiasına giremiyor. wave.google.com’a girdiğinizde “DAMSIZ GİRİLMEZ” yazısı ile karşılaşıyorsunuz neredeyse. Hatta tek bir dam da yetmiyor, birkaç tane lazım. Google ilk olara sizden gmail kullanıcı adınızı ve şifrenizi istiyor. Ardından hesabınıza wave erişim yetkisi tanımlanmadığını isterseniz davetiye talebinde bulunabileceğiniz söylüyor.
Tabii Google ‘dan kız almak kolay değil. Davetiye talebiniz size hemen bir davetiye sağlamıyor. Wave kullanan arkadaşlarınızın sizi aday göstermesi de gerekiyor. Birkaç arkadaşınız sizi aday gösterdikten sonra wave davetiyenize erişebiliyorsunuz. Bu süreç 15 gün ile 2 ay arasında değişen bir süreç. Tipinizi beğenmezlerse davetiye de yok.
Davetiyeniz geldi. Sisteme login oldunuz. Karşınıza aşağıdaki gibi bir ekran geliyor (tabii ilk girişinizde bu kadar içerik olmasını beklemeyin)

Bu ekranın sol tarafı gmail kullananlar için oldukça tanıdık gelebilir. Klasorleriniz ve arkadaşlarınız buradaki iki kutucukta listeleniyor. Hemen yanında sisteme ismini veren wave’leriniz yer alıyor.Wave bir konu başlığı antında toplanmış mesajlar dizisi olarak düşünülebilir. Bir wave’e birden fazla kişi katılıp istedikleri anda istedikleri alanı değiştirerek iletişebiliyorlar. Wave’lerin alt parçalarına wavelet adı veriliyor. Ve katılımcıların yazdığı, eklediği veya paylaştığı her bir içerik blip adını alıyor. Konuyu daha iyi anlamak için Mashable‘ın wave rehberinde yer alan aşağıdaki resimi incelemenizi öneririm. Arabirimin güzel yanlarından biri de istediğiniz kutuları küçültebilme, ekranınızı istediğiniz gibi düzenleme olanağı sağlıyor olması.

Davetiyeyi aldık, sistem girip kullandık. Peki Wave’i özel yapan şeyler neler? Aslında wave’i özel yapan unsurların başında gerçek zamanlı çalışıyor olması geliyor. Siz bir wave’de değişiklik yaparken tüm katılımcılar anında bu değişikliği görüyorlar. Diğer bir özellik ise wave’lerin herhangi bir blog veya web sayfasına gömülebiliyor olması. Sürükle bırak ile dosya paylaşımı, wiki tarzında ortaklaşa değişiklilere izin vermesi, eklentiler ile işlevselliğin artırılabiliyor olması ise Wave’in online iletişim ve etkileşimimizi başka bir boyuta taşıyacak diğer özellikleri.
Tüm bunların open-source/açık kaynak kodlu olarak sunuluyor olması ve geliştiricilerin yoğun ilgisi, ileride Wave’in çok daha kullanışlı yönlerinin ortaya çıkması için gerekli ortamı sağlıyor. Her ne kadar şu anda birçok kullanıcının kafasını karıştırsa da ileride çok daha geniş bir kullanıcı kitlesine hitap eden bir ürün olacağı kesin gözüküyor.
(Evet . Başlıkta yanlışlık hatası var
Son Yorumlar